Miraç, kulluğa davettir; Peygamberimiz miraca kulluğuyla çıkmıştır

Yayınlandı: Ekim 6, 2006 efendim tarafından KÖŞE YAZILARI MAKALELER NESİRLER, Miraç kulluğa davettir içinde

Miraç, Efendimiz (aleyhisselatü vesselam)’in ifa ettiği eşsiz kulluğuna
mükafat olarak kazandığı velayetin bir ifadesinden barettir. Allah,
yerde eserleriyle kendisini beşere gösterdiği Peygamberimizi, gökler
âleminin sakinlerine de göstermek için O’nu o yüce meclislerde
dolaştırmış ve her yer üzerinde hükmünün geçtiğini bütün âleme
göstermiştir.

Peygamberliğinin değil, kulluğunun bir semeresi ve neticesi olan
Mirac yolculuğunda Efendimiz (sas), kendisini çepeçevre saran kanun ve
sebepleri aşarak, beşeriyete ait perdeleri geçip uzun mesâfeleri bir
hamlede kat etmiş, yıldızları, sistemleri birer merdiven, birer
basamak, birer atlama taşı gibi kullanıp, Rabb’ini görmeye mâni
buudları geride bırakmış,
cismen ve rûhen vardığı makamdan Cenâb-ı
Hakk’ı müşahede etmiştir. Peygamberlerle selâmlaşmış, melekleri görmüş,
Cennet’i ve güzelliklerini, Cehennem’i ve azâmetini temâşâ etmiştir.
Melekler O’na teşrifatçılık yapmış, huriler perdedar olmuştur.
Yıldızlar kaldırım taşı gibi ayaklarının altına serilmiş, bineğiyle
berk gibi bütün mekanı kat edip tekrar insanlık içine dönmüştür. İşte
Miraç bu yüce yolculuğun adıdır.


Allah, Nebisine sahip çıkıyorEfendimiz (sas), bütün zorluklara rağmen, kulluğunda öyle
olgunluğa ve dolgunluğa ermişti ki, kendisine açılan o kapıdan içeriye
girerken, kulluğun zirvelerine çıkmıştır. Miraç, bir yönüyle bunun
ifadesidir. Miraç, en zor şartlar altında dahi kulluğundan fedakarlıkta
bulunmayan Efendimiz’in (sas), insanların kendisine bütün bütün
sırtlarını döndüğü, bütün sebeplerin kapandığı, “Bunlarla kız alıp
vermeyeceksiniz. Çarşıda pazarda bir şey satmayacaksınız. Onlara hiçbir
şekilde yardımda bulunmayacaksınız. Her türlü ilişkinizi keseceksiniz.”
dedikleri dönemde ve zâhiren hiçbir çıkış yolunun görünmediği anda,
Allahu Teala, Efendimiz’in (sas) kalbini taltif etmek ve kırılan
gururunu, onurunu hoşnut etmek için O’nu katına almıştı. Hatta böylesi
olumsuzlukların yaşandığı bir dönemde Efendimiz (sas) bir de iki büyük
yara almıştı.


Bu gece Allah Resulune Vahyedilen Bakara suresinin son iki ayeti:“Peygamber, Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti,
müminler de (iman ettiler). Her biri Allah’a meleklerine, kitaplarına,
peygamberlerine iman ettiler. “Allah’ın peygamberlerinden hiçbiri
arasında ayırım yapmayız. İşittik, itaat ettik. Ey Rabbimiz, affına
sığındık! Dönüş sanadır” dediler. Allah her şahsı, ancak gücünün
yettiği ölçüde mükellef kılar. Herkesin kazandığı (hayır) kendine,
yapacağı (şer) de kendinedir. Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek
bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize
de ağır bir yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği işler de
yükleme! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize acı! Sen bizim mevlâmızsın.
Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!”


Miraç nedir?Miraç, kelime manası itibarıyla “merdiven”, “yükselecek yer”,
“en yüksek makam” manalarına gelmektedir. Bu gecede İnsanlığın İftihar
Tablosu (sas) bir mucize olarak Mekke’deki Mescid-i Haram’dan,
Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya ve oradan da göklerin İlâhî derinliklerine
doğru pervaz edip ruhen ve bedenen Cenab-ı Hakk’ın huzuruna çıkmıştır.
Kur’an-ı Kerim (İsrâ, 17/1; Necm, 53/8-11.) ve hadis-i şeriflerle
(Buhari, Salat 1; Müslim, İman, 259.) hakikati sabit olan Miraç
hadisesi, beşer idrakinin üstünde ve zaman ve mekan hudutları dışında
cereyan etmiş ulvî bir tecellidir.


Bu gece ne yapmalı?Eğer kişi, Kur’ân’ın dilinden kalp kulağıyla iman derslerini
dinleyip başını kaldırıp vahdete tam yönelse, “kulluğun miracı”yla
kemalat arşına çıkabilir. Miraç’ta iman hakikatleri gözle görüldüğü
için, bu kandil gecesi imanî konuları ve o konular içinde Miraç’a ait
meseleleri derinlemesine okuyup mütalâa etmek lâzımdır. “Mirac-ı imânî”
ile âdeta İlâhî mükâlemeye nail olmalıdır. Camilerde cemaatle kılınan
akşam ve yatsı namazları ve okunan Kur’ân’larla kıvamını bulan ruhlar,
daha sonra evlerine çekilmeli, evlerindeki Mescid-i Haram mesabesindeki
odalarından seccade Burak’ına binerek ilham Cebrail’i eşliğinde ihlas
Mescid-i Aksa’sına varmalı; orada gözyaşıyla karışık bir kâse mânâ sütü
içtikten sonra secdelerin miracıyla yükselip âyetlerin kanatlarında
ruhunun mülk ve melekût semalarına yelken açmalı, her rek’atta âdeta
bir kat yukarılarına doğru yücelmeli, bir noktadan sonra binek
değiştirip ihsan Refref’ine binerek kendi kemal sidre-i müntehalarında
pervaz etmeli, nihayet insanda arş-ı azam mesabesindeki kalbin derece-i
ufkuna urûç ile tâ kâbı kavseyne ulaşıp “Et-tahiyyâtü”nün sırrıyla
huzur-u kibriya’da sünûhât ve ilhâmât ötesi bir nevi mükâleme-i İlâhiye
ve müşahede-i Rabbâniye’ye mazhar olmalıdırlar.


Miraç, Peygamberimiz’e hastırBütün namazlar, niyazlar, oruçlar ve çileler; namazın, niyazın,
orucun manasını halka anlatmalar ve bütün bunları birer merdiven
yapmalar, Efendimiz’in (sas) miraca yükselmesine vesile olmuştur. Böyle
bir şeref, Efendimiz’den (sas) başka ikinci bir peygambere nasip
olmamış, sadece O’na has bir keyfiyettir. Her nebi, kendi ruhunda
Allah’ın huzuruna çıkmış, kurbu huzura müşerref olarak iltifat
görmüştür. Fakat bütün gökleri ve cennetleri bilemediğimiz keyfiyet
içinde yapılan böyle bir miraç sadece Allah Rasûlü’ne hastır. İşte
bizler de böyle kadri yüce, civanmert bir Nebi’nin arkasında bulunmanın
hazzı içinde doya doya bir namaz kılıyoruz.

Ali DEMİREL-Ailem

powered by performancing firefox

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s