Efendim

Yayınlandı: Aralık 20, 2006 suveyda tarafından KÖŞE YAZILARI MAKALELER NESİRLER içinde

 

Selâm sana Efendim,
Selâm sana Sultanım,
Ben ıssız çöllerde aşkınla yanan mecnun!
Sen o çölde yanan yüreğime su serpen yârsın.
Ben akşamın alacakaranlığında kaybolan biçare,
Sen karanlığı dağıtıp etrafı aydınlatan aysın.
Ve ben gül bahçesinin en nadidesini arayan biçare,
Sen o bahçenin en nadide gülüsün.

Efendim!
Yine bir gece vakti ismin geldi aklıma,
Seni göremeyen gözüm ve hasretini tadamayan gönlüm…

Ahu figan eder çölde kaybolmuş misali bu kalp,
Ama ne çare ki en büyük hasreti seni yanına alarak tattırdı Hak.
Sen dosta kavuştun hasret, çile, dert bizimdir Efendim,
Dostun dosta sunduğu en güzel gülsün Efendim.

Sen yoksun Efendim
Şimdi gözler yaşlı, gönüllerde ahu figan
Şimdi diller tutulmuş, lehçe yetersiz, geçmez günler.
Bekler Seni kalpler belki rüyada gelirsin diye her an.
Yüzü yok fakirin, bunun için dolar gözleri, boğazına takılır kelimeler,
“Hiç olmazsa Rabbim Bekâ’da beraber olayım” der.

Her zaman merak etti bu gönül şefkatini, gülümsemeni,
O nurdan gözlerinde kaybolup nazarınla ruhunda dirilmeyi.
Özleminle hıçkırıklara boğulup “Ne olur Efendim” demeyi,
Bir kez tatsa bu gönül Vallahi yeter Efendim,
Rabbimin katında nadide gülsün Efendim.

Murat GELEGEN

Reklamlar
yorum
  1. Mustafa Cilasun dedi ki:

    Efendim:

    Kimliğimin kişiliğimin, henüz başlangıcında, ana rahminde serencama doğru yol alırken… Yaratılma hilkatim bir ilahi vuslattı değil mi? Oluşum safhasında ki, ahenk derinliğinde… Hamiyetin, şefkatin ve merakın enginliğinde. Umudun yolculuğuna, ağlayarak çıkıyordum… O kadar masum ve bir, o kadar da zavallı halim, en şedit bir insanın, kalbini dahi, yumuşatıyordu… Kalbin sevgi ve şefkate, seferber olduğu bu anı, unutmak, hissetmemek, mümkün mü efendim. Ağlarken annemden emdiğim, süt, sus diyordu. Şaşkın, biçare bakarken, açziyetim doruktaydı. Annemin ninnisinde, ezanın sesinde, sen vardın… Bilinmeyenler, deryasında uyurken, yine sen vardın. Senin varlığının hakikatine, yaratılan kâinat, çok aramaya gerek duymadan, haykırıyordu. Ey benim, tek rehberim, tekselliğim, efendim. Kimliğimin temasını, mayasını sende buldum. İnsanlığımın öneminde, koşulsuz bir mihenksin. Ama yine de sana, layık olmam zor görünüyor… Zira bazen gaflete dalmam mümkün oluyor… Hatalarım durmak bilmiyor. Beni sürüklüyor… Keyfiyet, o kadar farklı ki, gönlümü ikna ediyor… Ve bittiği zaman kenara çekiliyor, beni seyrediyor… Ey peygamberim, Rehberim, Sevgili efendim, Nefsimin azgınlığını, gemleyemeden… Huzuruna gelmekten, hayâ ediyorum. Şefaatin, ah şefaatin… Tabii ki, çok önemli… Ama senin bir, ümmetin olarak, karşına, İlkelerine, Veda hutbene, Sadık kalmadan, aldananlardan, olarak gelmem, beni kahrediyor… Sen benim biricik ve tek efendimsin… Mustafa Cilasun/Kayseri

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s