‘O’NA(s.a.v) DAİR ŞİİRLER’ Kategorisi için Arşiv

Yağmur – Taner YÜNCÜOĞLU

Yayınlandı: Nisan 24, 2007 suveyda tarafından O'NA(s.a.v) DAİR ŞİİRLER, Video içinde

Yağmur

Yayınlandı: Aralık 18, 2006 suveyda tarafından O'NA(s.a.v) DAİR ŞİİRLER içinde

Vareden’in adiyla insanliga inen Nur
Bir gece yansiyinca kente Sibir dagindan
Topragi kirlerinden arindirir bir Yagmur
Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudagindan
Rahmet vadilerinden bosanir ab-i hayat
En mustesna dogusa hamiledir kainat

Yillardir bozu bulanik sulari yudumladim
Bir pelikan huznuyle yurudum kumsallari
Yagmur, seni bekleyen bir tas da ben olsaydim

Hasretin alev alev icime bir an dustu
Degisti hayel koskum, gozumde viran dustu
Sonsuzluk ciceklerle donandi yuregimde
Yagmalanmis ruhuma yeni bir devran dustu

Ihtiyar cubbesinden kan suzulur Nebi’nin
Gokyuzu dalgalanir ipekten kanatlarla
Mehtabini duslerken o muhur sahibinin
Sarsilir Ebu Kubeys kovulmus feryatlarla
Evlerin arasina dikilir yesil bayrak
Yeryuzu avaredir, yapayalniz ve kurak

 


Zaman, ayaklarimda tukendi adim adim
Heyula, bir ag gibi ordu ruyalarimi
Colde seni ozleyen bir kus da ben olsaydim

Yagmur, gulsenimize sensiz, baldiran dustu
Dusmanlik icimizde; dostluklar yaban dustu
Yenilgi, ilmek ilmek dugumlendi tarihe
Her sayfaya talihsiz binlerce kurban dustu

Bir guzide mektuptur, caglarin otesinden
Ulasir intizarin yaldizli sabahina
Yayilir o en buyuk mustu, pazartesinden
Beyazlik dokunmustur gecenin siyahina
Susuzluktan dudagi catlayan gonullerin
Sukûtu yar, sevinci dualar kadar derin

Caresiz bir takvimden yalnizliga gun saydim
Bir cezir yasadim ki, yasanmamis, mazide
Dokundugun kucuk bir nakis da ben olsaydim

 


Sensiz, kaldirimlara nice guzel can dustu
Yarilan gogsumuzden umutlar bican dustu
Yagmur, kaybettik butun hazinesini ceddin
En son, avucumuzdan inci ve mercan dustu

Melekler sagnak sagnak gulumser maveradan
Gumus ibrik tasiyan zumrut gagali kuslar
Mutluluk nagmeleri isitirler Hira’dan
Bir devrim korkusuyla halkalanir yokuslar
Bir bebegin secdeye uzanirken elleri
Paramparca, atesler sahinin hayalleri

Keske bir golge kadar yakininda dursaydim
O mucella cehreni izleseydim ebedi
Sana sirilsIklam bir bakis da ben olsaydim

 


Sarardi yesil yaprak; dal koptu; fidan dustu
Baykusa cifte yali; bulbule zindan dustu
Katil sinekler deldi hicabin perdesini
Istiklal boslugunda arilar nadan dustu
Dolasan ben olsaydim Save’nin damarinda
Tablosunu yapardim yikilan her kulenin
Ebedi aska giden esrarli yollarinda
Senden bir kivilcimin, sureyya bir sulenin
Tarasaydim bengisu fiskiran kakulunu
On asirlik ocagin savururdum kulunu

Bazen kendine asIk deli bir firtinaydim
Firtinalar onunde bazen bir kuru yaprak
Ugrunda koparilan bir bas da ben olsaydim

Sensizlik depremiyle hanci dustu; han dustu
Mazluma surgun evi; zalime cihan dustu
Sana meftûn ve hayran, sana ram olanlara
Bir bela tunelinde agir imtihan dustu

 


Badiye yaylasinda koklasaydim izini
Kefenimi bicseydi Ebva’da esen ruzgar
Seninle yikasaydim acilar dehlizini
Ne kaderi suclamak kalirdi ne intihar
Ustune piril piril damladigin bir kaya
Bir hurma cekirdegi tercihimdir dunyaya

Suskunluga donustu sokaklarda feryadim
Tereddut oymak oymak kemirdi gururumu
Bahira’dan suzulen bir yas da ben olsaydim

Haritanin en beyaz noktasina kan dustu
Kirildi adaletin kilici; kalkan dustu
Mahkumlar yargiliyor; hakimler mahkum simdi
Haklarin temeline sanki bir volkan dustu

 


Firakinla kavrulur colde kum taneleri
Ahularin icinde sevdan akkor gibidir
Erdemin, bereketin doldurur haneleri
Sensiz hayat topragin sirtinda ur gibidir
Semsiyesi altinda yurursun bulutlarin
Sensiz, yuku zehirdir en guzel imbatlarin

Devlerin esrarini aynalara sorsaydim
Cozulurdu zihnimde buzlanmis dusunceler
Oksadigin bir parca kumas da ben olsaydim

Sensiz, tutundugumuz dallardan yilan dustu
Ilkin karardi yollar, sonra heyelan dustu
Guvenilen daglara kar yagdi birer birer
Sensizlik diyarindan puskullu yalan dustu

 


Yagmur, duysam icimin goklerinden sesini
Yagarsin; taslar bile yemyesil filizlenir
Yildirimlar parcalar cirkefin govdesini
Sel gider ve zulmetin coplugu temizlenir
Yagmur, bir gun kurtulup cagin kundaklarindan
Alsam, olumsuzlugu billûr dudaklarindan

Madenî arzularin ardinda seyre daldim
Kuflu bir manzaranin curuyen gullerini
Senin icin gorulen bir dus de ben olsaydim

Sehirler kabus dolu; koylere duman dustu
Tersine dondu her sey sanki; asuman dustu
Kirik bir kayik kaldi elimizde, hayali
Hazindir ki; dertleri asmaya umman dustu

 


Ayriligin bagrimda buyuyen bir yaradir
Seni hissetmeyen kalp, kapisiz zindan olur
Sensiz dogrular egri; beyaz bile karadir
Sesini duymayanlar girdabinda bogulur
Ana rahminde olur sensizlikten bir cenin
Saskinliga acilir gozleri, gormeyenin

Saatlerin ardinda hep kendimi aradim
Bir melal zincirine takildi parmaklarim
Yeryuzunde seni bir gormus de ben olsaydim

Sensiz, ufuklarima yalanci bir tan dustu
Sensiz kitalar boyu uzayan vatan dustu
Bir kolelik ruhuna mahkum olunca gonul
Yuzyillardir dorukta bekleyen sultan dustu

Ay gibisin; gunesler parliyor gozlerinde
Senin tutkunla mecnun geziyor gunes ve ay
Her damla bir yildizi susluyor goklerinde
Sumeyra’yi ariyor her damlada bir saray
Tohumlar ve iklimler senindir; mevsim senin
Mekanin fircasinda solmayan resim senin

 

Yagmur, birgun elimi ellerinde bulsaydim
Guzellik sahikasi gulumserdi yuzume
Senin visalinle bir gulmus de ben olsaydim

Tavani coktu askin; duvarlar uryan dustu
Toplumun gundemine koyu bir isyan dustu
Iniltiler geliyor dogudan ve batidan
Sensizlikten bozulan dengeye ziyan dustu

Islakligi sanadir ahimin, efgahimin
Icimde hicraninla tutusuyor nagmeler
Sendendir eskimeyen cevheri efkarimin
Nazarin ok misali karanliklari deler
Bu degirmen seninle donuyor; ahenk senin
Renkleri birbirinden ayiran mihenk senin

Bir huzun ulkesine gomulup kaldi adim
Kapaniyor yuzume aralanan kapilar
Sana hicret eden bir Kureys de ben olsaydim

 


Yagmur, sayriligima seninle derman dustu
Beynimin merkezine olumsuz ferman dustu
Silindi hayalimden butun efsunu omrun
Bir donum noktasinda aklima Rahman dustu

Nefsinle yeniden cizilecek desenler
Cehreler yepyeni bir degisim gecirecek
Aydinliga nurunla kavusacak mahzenler
Anneler cocuklara hep seni icirecek
Yagmur, seninle biter susuzlugu evrenin
Sana mu’mindir sema; sana muhtactir zemin

Damar damar seninle, hep seninle dolsaydim
Batili yikmak icin kusandigin kilicin
Kabzasinda bir dirhem gumus de ben olsaydim

Kardesler arasinda heyhat, su-i zan dustu
Zedelendi sagduyu; korlesen iz’an dustu
Sarrkisiyla yasadik yillar yili baharin
Insanlik bahcemize sensizlik hazan dustu

Yagmur, seni bekleyen bir tas da ben olsaydim
Colde seni ozleyen bir kus da ben olsaydim
Dokundugun kucuk bir nakis da ben olsaydim
Sana sirilsiklam bir bakis da ben olsaydim
Ugrunda koparilan bir bas da ben olsaydim
Bahira’dan suzulen bir yas da ben olsaydim

 



Oksadigin bir parca kumas da ben olsaydim
Senin icin gorulen bir dus de ben olsaydim
Yeryuzunde seni bir gormus de ben olsaydim
Senin visalinle bir gulmus de ben olsaydim
Sana hicret eden bir Kureys de ben olsaydim
Damar damar seninle, hep seninle dolsaydim
Batili yikmak icin kusandigin kilicin
Kabzasinda bir dirhem gumus de ben olsaydim

 

Nurullah Genç

Dahilek Ya Rasulallah

Yayınlandı: Aralık 18, 2006 suveyda tarafından O'NA(s.a.v) DAİR ŞİİRLER içinde

 

Gönül hun oldu şevkinden boyandım Ya Rasûlallah(sav)
Nasıl bilmem bu nîrana dayandım Ya Rasûlallah
Ezel bezminde bir dinmez figandım Ya Rasûlallah
Cemalinle ferahnak et ki yandım Ya Rasûlallah

Yanan kalbe devasın sen, bulunmaz bir şifasın sen
Muazzam bir sehasın sen, dilersen rehnümasın sen
Habîb-i Kibriyasın sen, Muhammed Mustafa’sın sen
Cemalinle ferahnak et ki yandım Ya Rasûlallah

Gül açmaz çağlayan akmaz, İlâhi nurun olmazsa
Söner âlem, nefes kalmaz, felek manzûrun olmazsa
Firak ağlar,visal ağlar, ezel mestûrun olmazsa
Cemalinle ferahnak et ki yandım Ya Rasûlallah

Erir canlar o gül bûy’i revan bahşın hevasından
Güneş titrer, yanar didarının bak ihtirasından
Perişan bir niyaz inler hayatın müntehasından
Cemalinle ferahnak et ki yandım Ya Rasûlallah

Susuz kalsam, yanan çöllerde can versem elem duymam
Yanardağlar yanar bağrımda, ummanlardan nem duymam
Alevler yağsa göklerden ve ben messeylesem duymam
Cemalinle ferahnak et ki yandım Ya Rasûlallah

Ne devlettir yumup aşkınla göz, rahında can vermek
Nasip olmaz mı sultanım haremgahında can vermek
Sönerken gözlerim asan olur âhında can vermek
Cemalinle ferahnak et ki yandım Ya Rasûlallah

Boyun büktüm, perişanım, bu derdin sende tedbîri
Lebim kavruldu ateşten döner pâyinde tezkîri
Ne dem gönlün murad eylerse taltif eyle kıtmîri
Cemalinle ferahnak et ki yandım Ya Rasûlallah(sav)

Yaman Dede (1988-1963)

Ne kadar isterdim

Yayınlandı: Kasım 21, 2006 suveyda tarafından O'NA(s.a.v) DAİR ŞİİRLER içinde

Ne kadar isterdim

Ne kadar isterdim

Yâ Rasûlallah!

Sen nefes alırken

Yeryüzünde nefes alıp veren,

Bir incecik ot olmak

Bir incecik ot olmak

Ve Sen

Sevr’e tırmanırken

Kademinin altında

Yan yatıp

Hakk’a secdeye varmak

Ne kadar isterdim

Ya Rasûlallah

Sen Hira’ya yükselirken

Geldiğini görmek

Ve mübarek başmak-ı şerîfinin

Ufacık bir temasıyla

Tepelerden aşağılara

Yuvarlanıp

Ka’be’ye varan bir taş parçası olmak

Ne kadar

Ne kadar

İsterdim Yâ Rasûlallah!

Prof. Dr. Ümit MERİÇ

Necid Çöllerinden Medine’ye

Yayınlandı: Ekim 19, 2006 suveyda tarafından O'NA(s.a.v) DAİR ŞİİRLER içinde

Necid Çöllerinden Medine’ye

Yâ Nebî, şu hâlime bak!
Nasıl ki bağrı yanar, gün kızınca, sahranın;
Benim de ruhumu yaktıkça yaktı hicranın!
Harîm-i pâkine can atmak istedim durdum;
Gerildi karşıma yıllarca ailem, yurdum.
“Tahammül et!” dediler… Hangi bir zamana kadar?
Ne bitmez olsa tahammül, onun da bir sonu var!
Gözümde tüttü bu andıkça yandığım toprak;
Önümde durmadı artık, ne hânümân, ne ocak…
Yıkıldı hepsi… Ben aştım diyâr-ı Sûdân’ı,
Üç ay “Tihâme!” deyip çiğnedim beyabanı.
Kemiklerim bile yanmıştı belki sahrada;
Yetişmeseydin eğer, yâ Muhammed, imdada:
Eserdi kumda yüzerken serin serin nefesin;
Akar sular gibi çağlardı her tarafta sesin!
İrâdem olduğu gündür senin irâdene ram,
Bir ân için bana yollarda durmak oldu haram.
Bütün heyâkil-i hilkatle hasbıhâl ettim;
Leyâle derdimi döktüm, cibâli söylettim!
Yanıp tutuşmadan aylarca yummadım gözümü…
Nücûma sor ki bu kirpikler uyku görmüş mü?
Azâb-ı hecrine katlandım elli üç senedir…
Sonunda alnıma çarpan bu zâlim örtü nedir?
Beş altı sineyi hicran içinde inleterek,
Çıkan yüreklere hüsran mı, merhamet mi gerek?
Demir nikaabını kaldır mezâr-ı pâkinden;
Bu hasta ruhumu artık ayırma hâkinden!
Nedir o meş’ale? Nurun mu? Yâ Resûlallâh!…

Mehmet Akif ERSOY

Levlâke Ey Resûlüm

Yayınlandı: Ekim 19, 2006 suveyda tarafından O'NA(s.a.v) DAİR ŞİİRLER içinde

“Levlâke levlâke lema halaktü’l eflâk – Eğer Sen olmasaydın varlığı yaratmazdım.” (Keşfu’l–Hafâ: 2/232)

Erişti Hak’tan hitap:
Levlâke ey Resûlüm.
İşte Seni seçti RAB,
Levlâke ey Resûlüm!
(daha&helliip;)

::Miraç::

Yayınlandı: Ekim 16, 2006 suveyda tarafından O'NA(s.a.v) DAİR ŞİİRLER içinde
MİRAÇ

Kapatın gözlerinizi

Ve karanlığı seyredin.

İşte böyle bir gece.

Mekke’de bir gece

Yorgunluk havada

Gariplik suda

Simsiyah bir sessizlik

Uyku bile uykuda.

Kâbe’nin hatîm kısmında

Yanı üzre yatan biri var

Yıl hüzün yılı

Ebu Talib yok

Yıl hüzün yılı

Vefakâr eş

Haticetül kübrâ yok.

Kâbe’nin hatîm kısmında

Yanı üzre yatan biri var

Teselli arayan kalp

Hüzünle çarpan kalp

O’nun kalbi.

Ve ayak sesleri

Yıldızlar ışıldıyor.

Bu ayak sesleri göklerden

Yol veriyor yıldızlar.

Semâdan inenler var.

İzin verseydi Allah

Kâinat inerdi yere

Çünkü kâbe’nin hatîm kısmında yatan

Sultân-ı levlâk’tır.

Habîb-i zîşândır o

Nur-u hüda’dır.

Merhamet ufkunun nazlı güneşi

Kainatın biricik çiçeğidir o.

İzin verseydi allah

Âlemler inerdi yere

Oysa emir yalnız cebrail’e

Ve yalnız cebrail iner yere

Kalk ya rasulallah

Semada melekler seni bekler

Taif’te taşlanan yüzüne hasret

Alaya alınan sözüne hasret

Seni bekler melekler.

Yer yüzünde vefa yok mu?

Seni teselli edecek birini mi arıyor kalbin.

Sevdiklerin bir bir uçuyor mu elinden?

Davetini hafife mı aldılar?

Üzülme ve aç gözlerini

Öteler bekliyor seni

Bu gece kainat adını anacak,

Aç gözlerini ki alemler nazarına kanacak.

Burak, senin için uçacak.

Aç gözlerini ya habiballah

Bu gecenin adına isra diyecek allah.

Ey yedi kat sema aç kapılarını,

Ve haber ver hasretle bekleyen peygamberlere

Deki hazreti Adem’e;

Cennetin kapısına adı yazılan

İsminin hatrına af istediğin

Salih oğul geliyor.

Söyle İsa’ya:

Kuytu köşelerde

Havarilerinle Allah’a sığınırken,

Bir adım ötedeymiş gibi kokusunu aldığın

Ve insanlığa gelişini müjdelediğin

Ahmet geliyor.

Yusuf’a, İdris’e, Harun’a söyle

Musa’ya deki:

Vasıflarına hayran olup da

Ümmetinden olmak istediğin

Salih kardeş geliyor.

Müjde ver İbrahim Peygamber’e:

Dua dua yalvarıp

Gelmesini istediğin oğul geliyor

Aç kapılarını ey yedi kat sema

Bu gelen Muhammed Mustafa

Cebrail yol gösterir

Ve yürür sultanlar sultanı

Bu nasıl bir yürüyüştür.

Bu nasıl bir eda?

İnci inci ter mübarek alınlarında

Baştan ayağa edep var

Attığı her adımda.

Sultanım,

Cennetler gösterilirken o gece

Ümmetini hayal ettin mi cennette?

Cehennemin alevleri selamlarken seni,

Gözyaşlarını gördü mü Cebrail?

Ümmetim dedin mi?

Sen unutmazsın bizi bunda kuşku yok

Tahiyyat duası haber verdi bize

Sen bizi hiçbir yerde

Hiçbir zaman unutmadın

İnşallah biz de seni unutanlardan olmayız.

Allah seni unutturmasın bize.

Bir söz sultanının dediği gibi

Eğer günahlarımızdan dolayı girersek cehenneme

Ve Allah biran olsun açarsa ufkumuzu

Talaal bedru aleyna diyeceğiz.

Miraç gecesi

Yürüdü rasulullah

Cebrail önde

Bir gece yürüyüşüyle

Yürüdüler… Yükseldiler.

Yükseldikçe yükseldiler.

Cebrail durdu birden,

Ya rasulallah, benimle buraya kadar.

Efendimiz niçin diye sordu

Burası sidre-i münteha’dır

Bir adım daha atarsam, yanarım, kavrulurum.

Allah rasulu, sordular:

Nasıl gidilir sidre-i münteha’da?

Cibril-i emin cevap verdi:

Aşkla!

Aşkla gidilir ya rasulallah

Aşkla gidilir ya habiballah

Aşkla gidilir ya nebiyyallah

Yürü sultanım yol senindir!

Aşk vadisinde mühür senin.

Söz senindir hal senindir.

Muhabbetin adı sensin.

Varlıkların tadı sensin

Yürü ve selamını ilet

Gözü yaşlı ümmetinin

Sensiz bunca yetimin

İlet selamını

Ahir zamanın ahını

Yüceler yücesine ilet

Sultanım

Sen dönerken miraçtan

İlahi hediyelerle

Bizim için miraç olan

Beş vakit namazla,

Bakara suresinin son iki ayetiyle

Ve şirke düşmeyenin affedilebileceği müjdesiyle

Dönerken sen miraçtan

Biz ahir zamandan

Ebu Bekir edasıyla bakıyoruz sana

“O söylediyse doğrudur”

Rasulullah söylediyse doğrudur.

Ve bir ayetin sıcaklğı sarıyor

Kainatin kalbini:

Her türlü noksanlıktan münezzeh olan allah

Kulunu geceleyin mescid-i haram’dan alıp,

Kendisine bir takım ayetler gösterelim diye

Etrafını mübarek kıldığımız

Mescid-i aksa’ya götürdü.

Çünkü, işiten ve bilen odur.

Şimdi açın gözlerinizi

Ve mîrâc’a hazırlanın

Dursun Ali ERZİNCANLI