‘Arabistan’ın Durumu’ Kategorisi için Arşiv

Arabistan’ın Durumu

Yayınlandı: Ekim 4, 2006 suveyda tarafından Arabistan'ın Durumu, PEYGAMBER EFENDİMİZ'İN HAYATI, Uncategorized içinde

Dünya haritası üzerinde siyasî, coğrafî ve ticarî açıdan mühim bir yer işgal eden Arabistan’ın da, diğer dünya ülkelerinden farklı bir tarafı kalmamıştı. Orada da – lisan ve edebiyat istisna edilirse – her şey çığırından çıkmış, bütün müesseseler bozulmuştu.

Dinî durum
İnanç yönünden Arabistan, kelimenin tam mânâsıyla anarşi içinde kıvranıyordu. Garip itikatlar burada da kol geziyordu.
Bir kısmı tamamen inkârcı idiler. Dünya hayatından başka hiç bir şeyi kabul etmiyorlar,
“Bizim için dünya hayatından başka bir hayat yoktur yaşarız ve ölürüz. Bizi öldüren zamandan başka birşey değildir” 125 diyerek, güyâ keyiflerince hayat sürüyorlardı.
Resûl-i Ekrem Efendimize vahiy gelmeye başlayınca, Kur’ân-ı Kerim’inde Cenâb-ı Hak, bu inancı taşıyanlara şöyle hitap edecektir:
“De ki: Size hayat veren Allah’tır. Sonra O sizi öldürür, sonra da geleceğinde şüphe olmayan kıyâmet gününde hepinizi toplar. Lâkin insanların çoğu bunu bilmez.” 126 Yine o zaman Arapların bir kısmı Allah’a ve âhiret gününe inanıyor, ancak insandan bir peygamberin olacağını kabul etmiyorlardı.
Kur’ân, şu âyetiyle bu inaç sahiplerinin hallerini anlatıyor:
“Kendilerine hidâyet geldiği zaman insanları îmân etmekten alıkoyan, ‘Allah, göndere göndere bir beşeri mi peygamber olarak gönderdi?’ demelerinden başka birşey olmamıştır.” 127
Peygamberin insan nev’inden gelmiş olmasını akıllarına sığdıramayıp, bir meleğin bu vazife ile gönderilimesini arzu eden bu gürüha, yine Kur’ân şu âyetiyle cevap vererek isteklerinin ne kadar mantıksız olduğunu ilân ediyordu:
“De ki: Eğer yeryüzünün sâkinleri olarak orada melekler dolaşsaydı, elbette onlara peygamber olarak gökten bir melek gönderirdik. ” 128
Diğer bir kısmı ise, Allah’ın varlığını kabul edip inanıyor, ancak, âhiret hayatını, öldükten sonra dirilme gerçeğini, oradaki ceza ve mükâfatı kabul etmiyordu.
Kur’ân-ı Kerim, bu gruba da şu âyetiyle işâret ediyor:
“Kendi yaratılışını unutup, Bize misal getirmeye kalktı: ‘Çürümüş kemikleri kim diriltecek?’ diye.” 129
Ve bu haddini bilmezlere şöyle cevap veriyordu:
“De ki: Onu ilk önce kim yaratmışsa, tekrar o diriltecek. O herşeyin yaratılışını hakkıyla bilendir.” 130
Bir kısmı ise puta tapıyordu. Bunlar çoğunluğu teşkil etmekteydi. Hem taştan, tahtadan, hattâ zaman zaman helvadan yaptıkları putlara tapıyor, hem de şöyle diyorlardı:
“Bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye onlara tapıyoruz…” 131
(daha&helliip;)

Reklamlar