‘Uncategorized’ Kategorisi için Arşiv

Kutsal Emanetler

Yayınlandı: Ekim 8, 2006 suveyda tarafından Kutsal Emanetler, MULTIMEDYA, Resim, Uncategorized içinde

Reklamlar

Hz. Zeyneb’in Vefâtı

Yayınlandı: Ekim 7, 2006 suveyda tarafından Hz. Zeyneb'in Vefâtı, PEYGAMBER EFENDİMİZ'İN HAYATI, Uncategorized içinde

Resûl-i Ekrem Efendimiz, Hicretin sekizinci senesine kızı Hz. Zeyneb’in vefatı hadisesi ile girdi.
Hz. Zeyneb, Resûl-i Ekrem Efendimizin Hz. Hatice ile evliliklerinin kızlardan ilk meyvesi idi. Gariptir ki, Peygamberimizin İbrahim hariç, diğer erkek çocukları İslâmdan evvel ve henüz küçükken vefat ettikleri halde, kızları muhterem babalarının risalet devresine yetişmişlerdir. Yine Hz. Fâtıma hariç onlar da Resûl-i Ekrem hayattayken vefât etmişlerdir. Hz. Fâtıma ise, Resûl-i Kibriyânın bekâ âlemine irtihalinin teessürüyle ancak altı ay yaşayabilmişti. (daha&helliip;)

Hz. Cüveyriye, Benî Müstalık Kabilesi reisi Hâris bin Ebî Dırar’ın kızı idi. Müreysi Gazâsında alınan esirlerden biri de kendisiydi. Kocası Müsafi bin Safvan Peygamberimizin amansız düşmanlarından biri idi. Harpte öldürülünce Hz. Cüveyriye dul kalmıştı.
Esirler, mücahidler arasında bölüştürüldüğü zaman, Hz. Cüveyriye, Sabit bin Kays ile amcası oğlunun hissesine düşmüştü.102 (daha&helliip;)

Her Tarafa Seriyyeler Gönderilmesi

Yayınlandı: Ekim 6, 2006 suveyda tarafından PEYGAMBER EFENDİMİZ'İN HAYATI, Uncategorized içinde

Mekkeli müşrikler herşeye rağmen, Peygamberimiz ve Müslümanların peşini bırakmış değillerdi. Medine’deki Yahudî ve münafıklarla el altından gizli gizli işbirliklerini sürdürerek İslâm nûrunu söndürmeye, Resûl-i Kibriyanın vücudunu ortadan kaldırmaya matuf faaliyetlerine aralıksız devam ediyorlardı.
Medine’yi teşkilatlandıran Resûl-i Ekrem Efendimiz bunlara karşı tedbirler almaya başladı. Düşman her türlü hile ve desiseye başvururken elbette tedbirsiz kalınamazdı.
Peygamber Efendimiz, herşeyden önce iktisadî harp usûlünü tatbik etmek istiyordu. Bu maksadla da Kureyşin Suriye’ye giden ticâret yolunu kontrol altında tutmayı uygun buldu.
(daha&helliip;)

Medine’ye hicret eden Peygamberimiz, hanımı Hz. Sevde, kızları Ümmü Gülsüm, Fâtıma ve Zeynep ile nişanlısı Hz. Aişe’yi Mekke’de bırakmak zorunda kalmıştı.
Mescid-i Nebevî inşâ edilip bittiğinde Hâne-i Saâdet yapılınca, onları getirmek üzere Zeyd bin Hârise ile Ebû Rafi’ Hazretlerini Mekke’ye gönderdi.
(daha&helliip;)

Peygamberimiz

Yayınlandı: Ekim 6, 2006 efendim tarafından MULTIMEDYA, Uncategorized, Video içinde


powered by performancing firefox

Evliliklerinin ilk ayları dolmuştu. Hazret-i Abdullah bir ticaret kervanına katılarak Suriye’ye gitti. Gidiş o gidiş oldu. Hz. Abdullah bir daha Mekke’ye dönmedi. Aylar sonra Mekke’ye dönen ticaret kervanı arasında Hz. Abdullah yoktu. Sadece acı haberi vardı.
Hz. Abdullah, ticaret yolculuğundan dönüşte, Medine’de hastalanmıştı. Ve onu orada dayılarının yanına bırakmışlardı. Bu haberi alan Abdülmuttalib derhal oğlu Hâris’i Medine’ye gönderdi. Hâris, Medine’ye varıncaya kadar herşey olup bitmişti. Hz. Abdullah, Kâinatın Efendisi oğlunun yüzünü bir kerecik olsun görmeden ebedî âleme göç etmişti ve orada Adiyy bin Neccaroğullarından Nabiğa’nın evinin avlusuna defnedilmişti.
Hâris, bu acı haberi alıp Mekke’ye getirdi. Mekke bir anda mâtem havasına büründü. Genç ihtiyar, küçük büyük arasında fark gözetmeyen ölümün, Abdullah’ı bu genç yaşta, beklenmedik bir zamanda sinesine alışı, Abdülmuttalib âilesini derin bir üzüntüye boğdu. Mekke halkı da gözyaşlarıyla onların teessürüne iştirak etti.
Hele, henüz genç bir gelin olan Hz. Âmine’nin teessürünü tarif etmek imkânsızdı. Haberi duyduğu andan itibaren bir mum gibi erimeye yüz tuttu. Günlerce gözyaşlarını tutamadı: ağladı, ağladı, ağladı… O ağlarken, bütün insanlığın gözyaşını beraberinde getireceği nur ile silecek ve acılarını dindirecek zâtın dünyaya gelişine ise, iki ay gibi kısa bir zaman kalmıştı.
Hazret-i Âmine hâdiseden duyduğu derin üzüntüyü gözyaşları arasında şiirinde şöyle dile getirdi:
“Artık, Mekke’nin Bethâ kolu Hâşimoğullarından boş kaldı. Mekke, Hâşimoğullarının şânından mahrum kalacak artık!
Ölümün dâvetine uyarak, evinden örtüler ve kefenler içinde çıkıp, kabre gitti.
Ölümün (yeryüzünde yıllarca dolaşıp dursa) insanlar arasında, Hâşimoğlu gibi bir yiğit bulup, boşluğunu dolduramaz.
Dostları onun tabutunu taşımak için koşuştular, onu elden ele alıp götürdüler.
Ne yazık ki, ecel hiç beklenmedik bir zamanda onu çekip kendine aldı. Halbuki, o, ne kadar güzel, ne kadar cömert ve ne kadar da merhametli biri idi.” 17
Hz. Abdullah’ın Bıraktığı Miras
Hz. Abdullah, yeni evliydi. İstikbalini temine yeni yeni hazırlanırken dünyaya gözlerini yummuştu. Bu sebeple maddi plânda geride son derece mütevazi bir miras bıraktı:
Ümmü Eymen Bereke adında, Kâinatın Efendisini çok seven Habeşli bir câriye, beş deve, birkaç koyun, bir kılıç doğduğu ev ve bir miktar da gümüş para.
Fakat geriye Allah’ın lütfuyla iki cihanın güneşi olacak hayırlı bir evlâd bıraktı. Nuruyla âlemi aydınlatacak bir zat: Kâinatın Efendisi Hazret-i Muhammed (a.s.m.).

17. Tabakât, 1/100

Kainat’ ın Efendisi (ASM), Salih Suruç